Wednesday, December 31, 2008

Sunday, December 28, 2008

Wednesday, December 24, 2008

bu gece. bugun.
s.
mutfak zamanı..

Sunday, December 21, 2008

34-istanbul

:) daha güzel gülemezdim. Güne o kadar güzel başladımki..
az kaldı..
hayallere.
hayallerini anlat bana.

Saturday, December 20, 2008

sis gibi.
görüş mesafesi yok.
nerdeyim bilmiyorum.

Wednesday, December 17, 2008

Sunday, December 14, 2008

Doğu Akdeniz'in ardından

*Gaziantep-Yesemek-Antakya-Adana-Mersin-Silifke
Fotoğraflar yakında. Çok keyifliydi. Keşfetmek, öğrenmek: tatlar, kokular.
Geldiğimden beri..
Dün mayalı hamur denedim, bugün ekmek yaptım.
Detaylar az sonra.
S.en? :)

Sunday, December 07, 2008


kader, şans, beklenmedik, kısmet..
portakal, mandalina ve limon ağaçları arasında bir yerlerde..
dileğim..
kısmet..

Saturday, December 06, 2008

Dogu Akdeniz

Günaydın herkese!
İyi bayramlar!

a! sensiz sabahları sevmiyorum. Evet evet şımardım ben, noluyorsa!

Şimdi uzaklara..
Birazdan..

görüşmek üzere..

Tuesday, December 02, 2008

aralık


Aralık..yepyeni..hem son hem başlangıç..

Saturday, November 29, 2008

Hümeyra söylüyor: "ben senin anlattıklarını sevdim.. Sabahları gülümseyerek uyanmayı"(geceyi neyleyim)

Zor bir gecenin ardında..-yanımda olmasaydın..-

ödül töreni var bugün:)

Thursday, November 20, 2008

L!

Bileğimde, damarların üzerinde adın yazıyor.
Devamındaysa "zaman geçer, sonsuzluk kalır"
Sende de G. küçük bir g.
iyiki varsın:)

Monday, November 17, 2008

bu gece. o en yüksekteki heryeri cam olan eve geldim. Yoğun gün sonrasında sıcacık bir duş.

a!


bu gece. o en yüksekteki her yeri cam olan eve geldim. Yoğun gün sonrasında sıcacık bir duş. Tüm şehir ayaklar altında.-ama hangi şehir-
Evdeki mumları yaktım, aralarında çok sevdiklerimde var-sedir ağacı ve greyfurtlu-
Müziği sen seç. kağıtlar kalemler. ne gerekiyorsa. fotoğraf makinesi başka bir köşede.
Çay içn demlik seçtim. Beyaz, üstünde güzel bir çiçek var. şeffaf bardaklar. ince dilim limon. yeni koparılmış iki yaprak fesleğen. taze demlenmiş "bitki" çayı.
Bir de harita olmalı, o güzel yolculuk planları için.-nil ve moskova-
Sabaha kadar neler çıkar. Tülbentleri de unutmuyorum.
az kaldı a!
çok az.

Sunday, November 16, 2008

..


"küçücük bir bakışın
çözer beni kolayca
kenetlenmiş parmaklar gibi
sımsıkı kapanmış olsa
hiçkimsenin yağmurun bile
böyle küçük elleri yoktur
bütün güllerden derin
bir sesi var gözlerinin..
başedilmez o gergin kırılganlığınla senin
her solukta sonsuzluk ve ölüm..."
*yeni turku
Emre Aydın..düşündüğümden daha iyiydi. Kendi şarkıları da güzel. Sude ve yağmurun elleri Levent Yüksel şarkısı ve Yalan. İyiydi.
mekanı sevmedim. Özensiz geldi. Havalandırma, para kazanmak için yapılan numaralar. Bence manasız ve gereksiz.

Tuesday, November 11, 2008


günaydın!
bugün böyle hissediyorum. Doğru kelimeler yok aklımda, daha iyi bir tanım için.
Dün hüzünlü bir gündü. Üst üste kötü haberler. Belki kötü değil ama gözleri dolduran.
Sonrasında muhteşem Hattuşa fotoğrafları ve a! ile mesajlaşmak:)
16. kanal!!!

Saturday, November 08, 2008

hattuşa

Çorum'dayız. Keşke sen de burda olsan:) Ama havalar soğuyunca..
devamı ve fotoğraflar sonra...

Monday, November 03, 2008

sisli sabah:haftanın ilk kahvesi

pazartesi sabahına uyanmak: belki biraz zor. Kendimi duşa atana kadar biraz daha uyusam ne güzel olurdu düşüncesi.
kahve kokusu öncesinde sessiz bir sabah.
Günün yavaş yavaş aydınlanmasını izlemek keyifli:)
sisli bir sabah. Meteorolojiye göre yer yer sağanak bekleniyor.
Haftasonu muhteşemdi-bir kaç nokta hariç!-
Dün 3 tane film izledim: Ulak, "how to cook your life" ve "message in a bottle".
Ulak çok etkileyiciydi, gözlerim şişti ağlamaktan.
Message in a bottle ise..Paul Newman'i görmek güzel olsa da..
Ama bir mektup yazsam ve bir şişeyle bıraksam: ne yazardım?
kot beyaz gömlek uzun siyah hırka gunu olsa bugun?

Thursday, October 30, 2008

cenaze
grinin hakim olduğu bir havada. Griyi çok severdi.
Başka ne hatırlıyorum? Yüzmeyi severdi sanırım. Yeşil koltuklar, ama hikayeyi toparlayamıyorum.
nur içinde yatsın.

Wednesday, October 29, 2008

ekim sonu

birazdan birazdan kahvaltı ve toplantı!!!
Çok heyecanlıyım aslında:) Cam, zeytin, üzüm, ceviz ve badem. Tabii arada başka konular da olucaktır.
Sabah kahvesi eşliğinde upuzun bir email.
Yemek fotoğrafları.
Menu ayarlamak keyifli bir işmiş, ama ben çok "kararsızım" ya da seçenek bol.
Trend raporlarını biraz daha dikkatli incelemek gerekiyor. Anahtar kelimeleri iyi seçim, proje çalışmalarına bir an önce başlamak için.
tabii bir yanda da günün sorusu: ne giysem:)

Friday, October 24, 2008

cuma


Şu an. Güneşin doğmasına bu kadar az kalmışken şehrin ışıkları, kahvenin kokusu. Sabahın erken saatlerinin büyüleyici saatleri ve kendini duyabilmek.:)
Dün zor bir gün geçirdim. Son zamanlar yoğun ve kontrolsüzdü: iş iş iş!!!
Perşembe günü (geçen haftalarda!) kendim için çok güzel br şey yaptım. Dinlemesi, not alması yorucuydu. Uygulaması daha da zorluyor gibi. Gezi, Lojistik konferansı derken bir hafta daha bitiyor.
Yukarıdaki kare suyun iki yanından şarkılar denildiğinde düşündüğümün çok dışında bir şey olabileceğine gösteren o güzel cumartesi akşamından.
Şimdiyse aklımdakiler: cam-teşvikler vs, kar macı güder gütmez...-, ceviz-badem, zeytin-üzüm..
N dün gece telefonda çok haklıydı: kendin için harcasan tüm bu zamanı ve köle olmasan?
Pasajda buluşsak mı yarın akşam? Ama tiyatro var:)
Bir soru var, cevabını bulmak istediğim.

Sunday, October 12, 2008

yeni saç:daha kısa:)
boğazım ağrıyor, hapşırıyorum.
Hayaller.
rüya hatta. Bakalım bu hafta neler olucak.
denizotobüsü birşey izleyince daha çabuk geçiyor.
Nero:)
o çocuk Kanyon'da değil, L.A.de:P

Thursday, October 09, 2008

8

Günaydın!
Eğitim konusunda hala kararsızım. Bir işaret?:)
Dün gece: önce Duru+Doğa:) pasta pasta pasta!
Sonrasında devam eden bir yemeğe uğrayıp, "8":)
Keşke daha uzun olsaydı?:P
Bir dahaki sefer? Onu daha normal bir ortamda görmek çok eğlenceliydi.
Ve tüm bu yemek bahanesiyle çok tanışmak istediğim şeflerden biriryle tanıştım.
İşin en kötü tarafıysa çok kendimde değildim sanki:P
Bugün telefon tamire gidicek.:)

Sunday, October 05, 2008

pazar: kim ne nerede...

-a! evet, yağmuru beraber izleseydik. Ama onun da zamanı gelicek. Bu arada tekrar altını çizmek gerekirse kara kaplı defteri istiyorum.
GS-Bursa maçı:( 2-1
Tatil sonrası, aslında cuma gittim ama..yine de zor:)
inci küpelerim var:saf ve beyaz.
Rüzgarlı yağmurlu sıcak garip bir pazar günü:limonlu tart ve sert kahve tadında
Eğitim yaklaşıyor ama hala kitap bitmedi. Berbat bir öğrenciyim galiba.
Hüzünlü olaylar.
Çinko çinko ve çinko!
"küllerden yapılmış minik şehirlerin dışında, hikayelerini düşlemeye hazır mısın?"
cam ve ayna. hatta farklı boyutlarda bir çok ayna. Gezi. Vanilya ve hindistancevizi. Fotoğraflar. Sonsuza ayrılmış anılar. Dengeli ve dengesiz auralar. Öpücükler. Mürekkep.
Mandalina zamanı geliyor.

Thursday, October 02, 2008

okey!

B.'nin doğum günü: rengarenk ojeler, küçük yuvarlak eklerler üzerinde kırmızı bir mumda güzel dilekler, prosecco eşliğinde
nice mutlu yıllara B.!
Sonrasında küçük bir kahve molası:aslında oncesinde telefonla ilgili bazı işler
Sonra Özgen: maç-okey-türk kahvesi Ö ile okeyde kazandık:) Maç ta fena değildi
yarın iş:)
öncesinde güzel tatilin notlarıysa sonra: biraz masaj, amerikadan sürpriz!!!
haftasonları istanbul başlıyor!
tatlı rüyalar
muck

Tuesday, September 30, 2008

izmir

Saat 10da Kordon'da
Deniz restoran
B.'Nin lisesi: karatas?
Ruzgar, imbat
-imbat poyraz mi?
Hadi G. cabuk ol, mac var
Isvec masaji! Biberiye ve sandal agaci
T. Boyoz seviyor ama yumurtasiz olmaz
Surf zamani?
Once mac ve birkac kokteyl cikolata ve seker var
Ps:gs-bursa maci
Gossip girl sezon 1 neredeyse bitti G. Diger bolumleri
De istiyorum birazdan sana msj atacagim:)
Ve son olarak a! Sen aklimdasin, dun gece ruyamdaydin:)donunce email atacagim sana.

Sunday, September 28, 2008

önce

hiçbir şey hazır değil. Yanıma ne alacağımı bile bilmiyorum! Hava nasıl olucak?
müzik listelerim gitti.
Gossip girl var ama:)
fotoğraf makinesi
siyah topuklu ayakkabı
kırmızı da
ojeler
kahve?-emin değilim, 3 gün kahve içmesem:P-
yazılacaklar: bot macerası, asansör, sinema ve lordum!!!
çay mı içsem?

Wednesday, September 24, 2008

3-0

Maç bitti
garipti
seyirci azdı
golcü kaleci:)


olan biten çok fazla. Hangisini yazsam.
Bugün Öznurla geldik, çikolatalar:) Ona ve ona.
Çok üşüdüm. Havalar bir öyle bir böyle garip. Bugün dinlenmeyi denedim ama..
Buse ile de planlarımız var-farklı ojeler-
Kahve :) -bugün için tekrar özür dilerim, ama hasta gibiydim, biraz toparlamalıyım-
Avrupa yakası geri döndü.
xoxo :P

Sunday, August 31, 2008

unwritten-natasha bedingfield


/I am unwritten,/Can't read my mind/I'm undefined/I'm just beginning/The pen's in my hand/Ending unplanned
Staring at the blank page before you/Open up the dirty window/Let the sun illuminate the words/That you could not find/Reaching for something in the distance/So close you can almost taste it/Release your inhibitions
Feel the rain on your skin
/No one else can feel it for you/Only you can let it in/No one else, no one else/Can speak the words on your lips/Drench yourself in words unspoken/Live your life with arms wide open/Today is where your book begins/The rest is still unwritten, yeah
I break tradition
Sometimes my tries
Are outside the lines,
We've been conditioned
To not make mistakes
But I can't live that way

Staring at the blank page before you
Open up the dirty window
Let the sun illuminate the words
That you could not find
Reaching for something in the distance
So close you can almost taste it
Release your inhibitions

Feel the rain on your skin
No one else can feel it for you
Only you can let it in
No one else, no one else
Can speak the words on your lips
Drench yourself in words unspoken
Live you life with arms wide open
Today is where your book begins

The rest is still unwritten

The rest is still unwritten

Thursday, August 28, 2008

pudra durumları


:) asansörde, kahve içmeye giderken. Ben sana olan biteni anlatmaya çalışırken o kadar şirin gülmesi, devamında yol vermesi.
Orda kaç mağaza olabilirki onun bulunabileceği?
Daha çok kahve içelim.
Pudra nasıl hediye edilir?:P

Tuesday, August 26, 2008

note from universe

For whomever you love, Gozde, you are their special helper.
For whomever loves you, is my special helper.

And whoever loves themselves, Gozde, lifts the entire world higher.

Isn't that special?
The Universe

Sunday, August 24, 2008

because I said so

Yatıp uyumam gerekirken hala sana laf yetiştiriyorum. Blueberry nights her zamanki gibi akıp gidiyor bir taraftan
Yarın yoga.yeni etek.yeni kahve.küpeler.fotoğraf makinesi.heyecan.elmalar.:)
Into the wild. hala anlaşamıyoruz film üzerinde, verdiklerinde.
Biraz kitap okuyup, rüyalara doğru gitsem?
Email hayallerim yarına kalsa.
Bugün kardeşimi uğurlarken benim sweet home alabama olduğunu sandığım şarkı çalıyordu. i-pod düzenlemesi.
Hangi gömlekle güzel olur? Gri gömlek olabilir, ama beyaz çok yakışıyor sana:)
Lavanta.

ordan burdan

Kafam karışık.
Olasılıksız'ı okudum bitti, üzerinde konuşmalıyız. Kitaptan çok..bakalım.
Yarın Into the wild'ı izlemeyi düşünüyorum. Diğer gün iş varsa izlemeyin diyorlar, bu gece mi izlesem?
2 tane blog var. Blog listeme ekleyeceğim.
Bugüne dönersek:
+sabah sürprizi, a! senle konuşmak muhteşemdi, kısacıkta olsa. Tamam, aklımdaki herşeyi emaile de yazıcam, bu sefer emaili okuyamamış olman benim göndermemem değil, uzun olması olucak:)
+özge ile kahve, bordakal.
+Gökçe ile kahve.:) Bol bol deniz kabuğu, yok yok bol bol fotoğraf lütfen:)
ve eve dönünce...Bora'nın gönderdiği muhteşem taş ev çizimleri. Yarın gelicek misin? Misi'de şenlik varmış.
şimdi yeni kitap Zahir. Deniz otobüsünde şu satırları görmüştüm annem okurken:
"eğer o beni terk ederse, bunu hiç beklemeden yapacak ve geri dönmesini sağlayabilecek tüm köprüleri de yakacak. Ne demek istediğini soruyorum. Başka bir sevgili bulacağını ve aşık olacağını söylüyor." sf 36
Simyacı güzel bir masaldı. Veronika ölmek istiyor benim için ilham perisiydi. O çizimleri bulursam eklerim buraya.
Büyümek/olgunlaşmak çok ilginç bir durum. Farklı bir hal.
Lavanta kokusuna, lavantaya takılmış durumdayım. Lavantalı limonata der bordie, ben muffin düşünüyordun ya da çikolata.
Elmalar var. ne yapsak onlarla? Tarte tatin denesem mi? Yoksa havalar soğumalı mı?
çivit mavi ve beyaz tasarımlarının arasına morla yazı yazmama izin verdiğin için teşekkürler.Biraz deniz, biraz uyku.
-mp, gece gece mesaj attım, özür dilerim ama deniz anası..nasıldı o aydınlatma?:)
"back to work" "back to school" gibi değerlendirilebilir mi? Bu sene ikisinden de biraz var, bi de tatil olmayınca.
Düğüne çok az kaldı!!!

Wednesday, August 20, 2008

manifest destiny!


Piero Golia
Manifest Destiny, 2008
Eight stunt mattresses
Dimensions variable
Photo: Bay Area Photography
SITE Santa Fe Commission
All Rights Reserved

Tuesday, August 19, 2008

herşey mümkün!

Sweeney Todd yarım kaldı.
Yarın sabah yoga yapmak istiyorum!!
Kafamda bir sürü parti, aktivite fikri var.
birşeyler okuyup uyusam?:)

Monday, August 18, 2008

elma


Elma burda başladı. Duvardan zor çıkmıştı, kurşun kalem olmasına rağmen.
apple+pause.
başlangıçlara.
nouvelle vague dinle ve kutla.
Yarın: pazara gidelim!

be lost in me*

11'e 7 varken telefon-cep- çalar. Garip bir numara.
-Bu şarkıyı hatırladın mı?
-Evet, galiba. Geçen ayda dinletmiştin bana.
-Fotoğrafı aldın mı? Bana cevap vermedin çünkü.
-Aldım, cevap vermedim, cevap verme demişsin.
-Açılışa gelmediğim için özür dilerim.
-Sorun değil N., üzerinden uzun zaman geçti.
-Büyünce ne olcağına karar verdin mi?
-Evet, ilham perisi.

*bir şiirden:)

benim güzel nouvelle vague şarkım:)

moving forward using all my breath/making love to you was never second best/i saw the world thrashing all around your face/never really knowing it was always mesh and lace
i'll stop the world and melt with you
you've seen the difference and it's getting better all the time
there's nothing you and i won't do
i'll stop the world and melt with you
(you should know better?)
dream of better lives the kind which never hate
(you should see why)
dropped in the state of imaginary grace
(you should know better?)
i made a pilgrimage to save this humans race
(you should see why)
what i'm comprehending a race that long gone bye
(i'll stop the world)
i'll stop the world and melt with you
(i'll stop the world)
you've seen the difference and it's getting better all the time
(let's stop the world)
there's nothing you and i won't do
(let's stop the world)
i'll stop the world and melt with you
the future's open wide

17.mor.siyah yüzük


Gün boyu yüzüğümü aradım, çıkarmıştım dün. Başucumda duruyor, takmadım. Ama gün boyu eklikliğini hissettim. Geçmiş-bugün-gelecek arasında gidip gelirken, hayaller ve rüyalarda.
Wicked park izlenecek:) Olasılıksızlık okunacak:) Çok liste yapasım var bu aralar.
Taş ev üzerine gidip geliyoruz tüm emaillerde. Bambaşka bir dünyaymış gerçektende. Bordieee, Gökçeada senin adanmış, öyle yazıyor bir yerde, rüzgar tanrısının adası diye.
Çok sıcaklar geliyor.
Sakız ağacı.:)
Okumaya ve yazmaya devam:)
tatlı rüyalar!

Friday, August 15, 2008

ist yolu öncesi

Gökçeada hakkında daha çok bilgi istiyorum. En azından bir harita, bisiklet kiralanabilir mi gibi sorulara cevaplar. Heyecan yapmadan beklesem mi?:)
Bali.Büyülendim. Kitabın son bölümündeki sayfalara, hiç aklıma gelmicek bir yeri hayallerime soktu.
fotoğraf makinemi almayı unutmazsam iyi olur-msj için çok teşekkürler-
Bozcaada da yakın.
Haftaya arkadaşlarım geliyor.
Bu kadar heyecan fazla!!!!
çok güzel bir cuma olsun:)

Wednesday, August 13, 2008

Botswana


photo by google search

Hayallerimdeki yer. Falımda da çıktı. Filler!

Tuesday, August 12, 2008

öğle yemeği

çin yemeği (çin makarnası, noodle desem?, hayır olmaz) ve krem karamel
ikisini böyle yazınca garip geldi.
kısacıkta olsa sen. Yeşil mimariden, haberlerden biraz uzakta. Benle.
Otel arayışımızla çok dalga geçtin:"boşa çırpınıyorsun"
cuma istanbul?
prosecco!çilek. incir ve biberiye? sende mi:)
sadece kahve eksik kaldı:)

Monday, August 11, 2008

boreas

Yunan mitolojisine daldım. Sen "okumalarda" kaybolunca:)
Boreas! Bu sensin. Poyraz!!
Aslında bugün Özge ile daha farklı bir yorum yaptık: portakallı beyaz çikolata.
Uyuyabilir miyim lütfen?
Rüzgarları, dalgaları, denizi öğreneceğim. Kanatları da varmış, şafak'ın oğlunun.

boreas, just a cold wind?

portakallı bitter çikolata

Başlangıca dönelim: gece, düğün sonrası. Arabesk şarkılar arasında benle aynı şarkıyı mırıldanıyorsun. "şaşırdım"
Nefes almak için dışarıya kaçınca, ordasın, yan taraftaki müziğe dalmış gibi yapıyorsun. "high out"
Peçete uzatılıyor önüme, hangi şarkıyı yazsam derken, telefon numarası. Artık gitme vakti.
Bir sonraki gün: güneş kremi arayışındayım. Sıkıcı, bunaltıcı bir telefon konuşması eşliğinde, bu şehirde alakasız bir noktada senle karşılaşmak, hatta çarpışmak.
-kahve içelim mi?
-vaktim yok.
-o zaman?
-yine karşılaşırız.
Hafta içi: telefona mesaj gelir: kahve?
neden olmasın, uzun uzun konuşulurken iki fincan kahve. Onlar bile yarım kaldı konuşmaktan.
Hatta yapılan çizimlerden. Kimi tekrar yorumlasak, yoksa kendimiz mi yaratsak. Alaçatı mı kesinlikle ekimde. Yaşasın dalgalar.
küçük bir mesaj daha, pazartesi sabahına: "olympos dağı ahalisinden, güneşin torunu, rüzgar tanrısının kuzeni öğle yemeğinde buluşmak ister, belki biraz yağmur getirirsin yanında"
aslında daha anlatılacak çok şey var ama..

Sunday, August 10, 2008

yoga ve..

Devamında bir ileri yoga dersi. Huzur ve mutlulukla alınan duş. Çilekli yoğurt eşliğinde Candan Turhan'ın yazısı(nisan ayı harpers bazaar)
Yemek/mutfak üzerine biraz daha düşeceğim, olasılıklara bakıyorum.
Dün: tasarım kentleri, o güzel çanta. Fotoğraflar yarın sabaha.
"kaprisler tanrıçası"na dönelim
su!

KOŞ!

http://nikeplus.nike.com/nikeplus/humanrace/index.jsp
hala geç kalmadın. Antremanlara bir an önce başla!!!
Koş!

Wednesday, August 06, 2008

blueberry nigts:devam


ve sonunda tadına da baktık!
yarın için kararsızım biraz.

Monday, August 04, 2008


+applepause+

kahire

Uzun zamandır aklımdaki şehir. Senle tanıştığımdaki en güzel işaretlerden biriydi. Şimdi tek isteğim sesini duymak, konuşmak ve konuşmak. Hayalgücü. Kahve falı: hanene ay doğacak.
Ama hüzün de var, nereden geldiğini bilmediğim emin olamadığım. Küçücük bir olumsuzluk eki bile gözyaşlarıma sebep oluyor.
sorun benim

Blueberry nights ı izlediğimde böyle bir şey var mı diye düşündüm, film üzerine notlar aldım, birşeyler yaptım.
Şimdi, blueberry nights a dönersek:
-Onsuz yaşayamayacağını düşünüyorsan bir insana nasıl veda edersin?
-beni tanımla/beni anlat/başkalarına bıraktığımız izler-bunun üzerine çok fazla düşünürüm aslında, bendeki izlerden yola çıkarak-
-Beni nasıl hatırlıyorsun?
-Bağımlılığını kırmak için başka birşeye odaklanıyorsun. ????
-Yanlış yerlere bakmışsındır ya da fazla duygusalsındır.
-Bazen anahtarlar sende olsa bile o kapılar açılmaz, kapılar açılsa bile aradığın kişi orda olmaz.

Wednesday, July 30, 2008

p.s. I love you

Daha yarısındayım, ama gözlerim şişti bile, ağlamaktan gülmekten.
tüm eksik kalanlara: verilmemiş öpücüklere, eksik sarılmalara, söylenememiş sözcüklere.
bir çay alsam iyi olur sanki!:)
Göktürk iyiki getirmiş bu filmi.
:)
3 hafta sonra geri gelicek, ama 3 hafta nasıl bir serüven olucak?:)

Tuesday, July 29, 2008

murathan mungan

Mika ararken, bu şiiri buldum ve çarpıldım:
"gökyüzünde yapıştırma bir yıldız
şimşekler ormanında
bir tek yıldırım
selofan yağmurlardan sonra
yine patinaj
çekimine girdiğimiz
manyetik alan
dağılıyor elyaf ve aşk
sezon değişiyor
parabolik aynalarda
başka bir set kuruluyor
yepyeni bir dizayn
işıl ışıl göz alıyor megastar mikalar
klip hızında karton film derinliğinde
bir marka gibi yaşanıyor aşklar
merkezi sistem yönetiyor ayrılıkları, açıklamaları
acı yok. can yakmıyor tuzla buz olsa da
dağılmış mika parçaları

kesin çözüm
acele servis
buyrun, siz ne arzu etmiştiniz? "

yeşil mavi

saçlar kestirilmiş gözler ortaya çıkmış. Portekizce yakışıklı nasıl denir:)
Portugal 7 diye bir tişört kestirdim gözüme.
Bugünkü kravat. Ama kravata "jolie" denmezki ya:( Nerde benim aklım?
bulduğum internet sözlüğüne göre belo ama bu seni ifade etmez.
Evet yarın ne renk gömlek olur: a- beyaz b- mavi c- mavili kahverengi çizgili olan
27sine.
Bu haftanın stresini nasıl atlatırız?
Mika Garce Kelly?
yarın sabah 7:30da dans etmeye
ben kahveleri getiririm:)

Do I attract you?
Do I repulse you with my queasy smile?
Am I too dirty?
Am I too flirty?
Do I like what you like?

Sunday, July 27, 2008

yerdeniz

Kadim lisan, yerdeniz, ilk kitap derken, ilk kitabı kardeşime vermiş olduğumu fark ettim.
Dün gece dilediğim kadim lisandandı sanki ve bugün gerçekleşti.
Ve o eski oyun, ama hangi kitabı bana sen vermiştin? Galiba Atuan mezarları.
Önce senin yöntemin, herhangi bir sayfa aç, gözüne ilk takılanı yaz:
"Bana görülmeyi değer bulduğun birşeyi göster. Herhangi bir şey!"
Sonra benim yöntemim: sf 17
"Sen bunu biliyorsun küçüğüm."
yolculuğa, serüvene hazır mısın?

Saturday, July 26, 2008

güneşin öptüğü günler


Hayat çok çabuk değişiyor. Ve o kadar kısaki.
Bjork'e çok az kaldı!!
yeni umutlar, planlar ve hayaller.
yine de + mı bakmalıyım?

Sunday, July 20, 2008

hoşçakal, merhaba, hoşçakal, merhaba..


midem bulanıyor, başım ağrıyor: sebebiyse aklımıza ilk gelen şey değil tabiki.
İki tane email yazıyorum, bir türlü bitmiyor. O kadar çok şey varki. Bu bulantıyla biraz zor.
Veda edememek, önemli bir haberi verememek hüzünlü. Hem de çok. Ama en azından denedim.
Yeni haberler var aslında, değişiklikler ama yavaş yavaş
Yepyeni bir serüven bu
sevgiyle

Sunday, July 13, 2008

karanlık gecelerimin yıldızı sensin
hep beni bekletir, hep söyletirsin
...
yıldızlar da kayar durmaz yerinde

Sunday, July 06, 2008

sophie calle


daha fazlası için: http://www.galerieperrotin.com/artiste-Sophie_Calle-18.html

Thursday, July 03, 2008

kritik anlar, ışık ve heyecan

herşeyden önce denizi bu kadar seviyor olman!
yanık/bronz tenin, burnun. O tatlı sigarayı içerken dalıp gitmen. Kendini fotoğraflarına adaman, her karenin hakkını vermen. Sevimli ama cool gülmen. İlk çekimde senin dilinde, benim aklımda kalan kelimeler, cümleler. O andan kaçarak uzaklaşıp, tekrar karşılaşmak.:)
Sensizlikte bileğimi burktum, acı. Gözlerim bile doluyordu bazen. Evet renkli bandaj bile yoktu. Parmaklarını elimin üzerinde gezdirmen, ve benim "tepegözdeki en güzel an slayt geçişi" gibi komik bir cümle sarf etmem. "neden?" "çünkü heyecan verici"
senin fotoğğraflarına bakmak, senin beğenmediklerini sana sevdirmek?
parmaklarımın küçük sevimli öpücüklerle canlanması, ama hala el figürlerini yapamam gibi. "daha çok öpücük o zaman" gökyüzündeki mavilik ve denizin büyüsü ve serinliğinin birleştiği yersin sen.
"kırmızı ojelerin, buğulu gözlerin" kritik anlar.
eski tozlu mekanlarda aynı anda burnumuzun tıkanması ve gülmekten hapşıramamak, hem gülüp hem hapşırmak.
Yollar farklı bebeğim deyip sigarandan bir nefes daha çekmen. heykellerin önünde buluşuruz.
bundan sonra adaya.

Monday, June 09, 2008

yeni

Erken uyanıyorum. Bugün tahminimden de erken uyandım. Sabahları, güneşi, parlaklığı, kahve kokusunu, hazırlanmayı, saate bakmayı seviyorum.
Bir de güzel emailler bulmayı.
Hala ne giyeceğime karar vermedim, toplantılarımdan haberim yok.
ama çok güzel bir hafta başlıyor: sürpriz!

Thursday, June 05, 2008

the son of an insurance company manager*


Küçüktüm, okul öncesi yaşlarda. Mutfakta oynamayı severdim, hala da severim. Buzdolabını her açışımda fark ettiğim mavili, farklı şişe. Serin, pudramsı, temiz ve net kokulu. Kimin olduğunu, ne olduğunu anlamamsa çok sonra.
Lisede çok şık bir fizik öğretmeni: büyüleyici bir parfüme sahip, parfümün adıysa:champagne.
YSL.
O da gitti.
"O da bir dilekte bulundu. Sessizce. Ve dileğini söylerken bu denli uzak ve yitik anıları düşünmenin verdiği hüzünden kurtuldu; ona acı veren her şey yuvarlanıp gitti" Herman Hesse-Masallar

*YSL on wiki

kına, cote d'or ve diğer şeyler


Beril'in kınası bitti, sıra düğünde. Sonra "bir yastıkta kocasınlar":)
telefon titrer:-napıyoosun tatlım? hala üzgün müsün?
-yooo, blog yazıyorum. Sen neden mavi, açık mavi bir tişört giyersin iş günü?
-mmm, bilmem, temiz ve saf gözükmek için?
-sanmam.
-yine mi aynı muhabbet?
-aslında değil, biliyorsun son zamanlar eşsiz bir olgunlaşma/büyüme dönemi.
-hala mı ordasın?
-hayır, bir daha rüyasında olmayacağımı öğrendim, anladım, tekrar keşfettim, özümsedim vs. Ve ayağa kalkıp yürüyorum, gidiyorum.
-kahve içelim mi?
-biliyorsun 3 kahve sınırı var:)
-hepsini harcadın mı bugün?
-evet, toplantı-toplantı
-bu çalanı(pearl jam alive ) gönder bana
-neden olmasın, Laaaaaalalalalalalal
-konserler?
-gitmiceğim, özelliklerini kaybetti.

ve hala devam eden bir konuşma.
Şimdi: her birimiz farklıyız. Ortak noktalar var buluşup, keyfini çıkartalım diye. Her zaman bu yolu seçmiyoruz, savaş daha çok hoşumuza gidiyor(hırsla ilgili belki?)
Şu anda durduğum yerden herşey daha iyi gözüküyor, üzdüklerim için özür dilerim, atmam gereken bir adım varki buna hazırım: (çok ruhani/mistik olucak ama) hayatın hediyelerine hoşgeldin!!!!

Wednesday, June 04, 2008

kısa kısa

granola:)
ne zamandı? sanki bahardı, sunum şekli de güzeldi.
bu sabah: granola+yoğurt+kv bir sürü toplantı/rapor öncesi
akşamsa kına:)

Tuesday, June 03, 2008

rüya

"ya seni rüyasında bir daha hiç görmezse?"*

*Sevim Burak

Evet, ya beni rüyasında bir daha hiç görmezse, ya da ben onu rüyamda bir daha hiç

görmezsem?

Monday, June 02, 2008

haber?


herşey çok hızlı olup bitiyor, ben yetişemiyorum, buraya yazmaya yetiştirmek ayrı, apayrı bir "şey".
+arkadaş+
bugün yepyeni bir hayat başladı.
Deniz kenarında çekilmiş bir fotoğraf, belki öncesinde bir kaç kelimenin tetiklediği bir seri gibi: ve ayakkabılar arasında kaybolmuşken onu gördüm. O da beni:)
ta: biliyorum kızıyorsun, senin planlarını bozuyor ama hayat böyle. Ve o köprü..bunu karşılıklı konuşalım:)
thesaint: sevgili şövalyem..emaillerin olucak ama artık gelmiş olmalısın galiba:)
a!: nolur dön artık! ama sana bağlı değil biliyorum ama hani bitsin, hayırlısıyla.
küçücük bir ipucu:resim dışında...yok belki sonra:)
çok heyecanlıyım, ne yapacağımı bilemiyorum, elim ayağıma dolaşıyor.
sizdeki haberler neler?

Wednesday, May 28, 2008

limonata hazırlığı


limonlar üzerine bir benzetmeden yola çıkınca, kendimi limonata yaparken buldum. Ekşiyi/acıyı tatlandırma:) Peki naneler ne ekler?
bu resim ne zaman renklenir? umarım yakında:)

Tuesday, May 20, 2008

Friday, May 16, 2008


yoksa bahar mı geldi?

Thursday, May 15, 2008

Photobucket"
23..beklediğim gibi değil
Arzu, az kaldı!:)
Özge'den gelen şarkı, güller. Güllere olan bakışım değişti.
Dağınık yazmamam istendi ama.
Haziran-temmuz eğitim ayı! Çok heyecanlıyım.
Koşu hakkında daha çok bilgi istiyorum.
Düğünlerin arasına piknik-yemek gibi bazı organizasyonlar da yerleşti.
Gece elbisesi alarmı-özellikle düğünler için-
Son fotoğrafları da gönderdim, sergi heyecanı:)
Gezi rotaları, yeni yerler. Yeni keşifler. Hayat beklenmedik anlarda çok farklı yönlere yelken açabiliyor.
32

Sunday, May 11, 2008

bu sıralar

nefes almak bile zor geliyor
düğüm düğüm
mavi gözler, sıcak kucaklaşmalar,
genelde bir isteksizlik?
işte bu, bu sıralar.

Friday, May 09, 2008

düğün-dernek

Düğünler başladı.
Dün gece "danışık" vardı. Hava biraz soğuktu, bu da damatın tavayı/tencereyi sıyırmayı sevmesine bağlandı.
:)
sizin adetler nasıl?

Tuesday, April 29, 2008

pink sugar elephant*


*böyle bir şarkı var:) Şarkının tam ismi değil.
pazar gününde hala aklım. -rakı ve gri, bazen farklı bir mavi-yeşil tonu, serin-
ve yağmur tabiki.
Dün gece gördüğüm rüyayı, rüyada gördüğüm kişiye de anlatmalı mıyım? Onu hiç tanımıyor olsam da?
Hiç tanımadığınız bir kız size sizi gördüğü rüyasını anlatırsa?
bugün büyük bir gün! Ama daha ne olduğunu tam anlatamam.
dance with me/ nouvelle vague'la işe dönelim.
koyu kahve hala duruyor mu acaba?
kahve kahve

Saturday, April 12, 2008

if you loved me


Olive: If you loved me …

Alfredo Aldarisio: Yes …

Olive: And we could never, ever touch, wouldn’t you eventually get over it and move on, letting someone have the slightest hope that you might move on with them?

Alfredo Aldarisio: [hesitantly] If I loved you …

Olive: Yeah.

Alfredo Aldarisio: [surges forth] Then I would love you in any way I could. And if we could not touch, then I would draw strength from your beauty. And if I went blind, I would fill my soul with the sound of your voice and the contents of your thoughts until the last spark of my love for you lifts the shabby darkness of my dying mind.

Olive: [turns away] Eh, forget it.

Sunday, April 06, 2008

mome

Bugün sonunda izledim. Bol hüzün, gözyaşı. Cotillard iyi bir oyunculuk sergilemiş ama benim için Piaf daha farklı.
Lelouche'un filmini de tavsiye ederim, bir de http://www.youtube.com/watch?v=kFRuLFR91e4 hatta özellikle bu.
Non, je ne regrette rien.
ya da le joie de la vivre: http://www.youtube.com/watch?v=2-sUzR71wpQ

"yazmaktan korkma" diye fısıldadı. Lavanta. Grand bonheur ve chagrin.
etre a l'agonie.
yalnızlık."çok kırgınım" diye başlaması bile sesimi titretiyor evet.
Bu hafta yıldız haftası mı?
Az kaldı Fetih ya da Düşüş e.
+

Saturday, April 05, 2008

4 minutes

Madonna albümü gelse, çıksa bir an önce. Bu şarkı mı? Tabii ki feat. JT:)
MR. TA a la reception:P Uyandırma beni bi daha, ama stc var allahtan.
komik, eğlenceli. Gecenin bu vakti gelen gürültülere rağmen keyifli.
İstanbul için yapılacaklar birikti: Mısır apartmanı önemli bir yer kaplıyor.
Papatya çayı: haftanın günün yorgunluğunu atması için.
Tost tarif eder gibi aşk tarif eden şarkı sizin için geliyor sayın TA:)
http://www.madonna.com
yıldızları toplamaya hazır mıyız artık?
"we only got 4 minutes to save the world"
Değişim.
http://www.youtube.com/watch?v=bvR_uSvEep4
bu nerden aklına geldi? Yine eskileri mi karıştırdın?
hadi hadi iyi geceler

Thursday, March 13, 2008

neyse halim..


diye başlamıştı sözlerine. Huzursuz ruhuna iyi gelebilecek bir kaç söz? Üç vakte kadar'la başlayan cümlelerden daha kesin bir kaç yoruma ihtiyacı olduğunu düşünüyordu.
***
bugün: bahar rahatça hissediliyor, kuş sesleri eşliğinde, sabahın erken saatinde. Sessiz ve güzel zamanlar. Hanya.
çiçekler. Kahve nerde?
Tişört projesinde sadece fikir olarak ilerleme var, sen sormadan ben herkese ilan etmiş olmak istedim:)

Sunday, February 24, 2008

ışığa doğru


Fazla ruhani bir başlık gibi gözükse de. Bu hafta kabuslar, rüyalar diyarındaki gezintiler:önce aklımda kalanlar, sonra unuttuklarım, sonra bir anda hatırladıklarım. Zor bir haftaydı, özellikle duygusal açıdan. Biraz kırıcıydı. Bugün rüzgar var, herşeyi alıp götürüyor, hiçbir şey yerinde kalmıyor, fakat karşımda masmavi bir gökyüzü var. Berrak, açık, korkusuz. Belki biraz hırçın. küçücük not: geçen hafta hırçın davrandıklarımdan özür dilerim!
Dürüstlük diye nitelendirdiğim yakınlık derecesinde bulunan açıklıkmış.-tamam karışık ama bu-
Devam edersek: yeni keşiflerde muhteşem dondurmalar var. Beni bekleyen denenecek tarifler. Malzemeleri bekliyorum.
yeni bileziğimi çok sevdim.

Tuesday, February 12, 2008

çikolata parçaları!!!!!!!

dün gece..pazartesi pazartesi çikolatalı dondumarlı sürpriz tabak muhteşem oldu:)
"soul collector"

Sunday, February 10, 2008

jt

Ayna'yı özledim. Sokaklarda yürümeyi, makineyle bir aşağı bir yukarı dolanmayı ve kütüphaneyi.
Işık, aydınlatma. ışık. oyun= yaramaz çocuk.
test.soru.sınav.
GS
L
kırmızı.
-film listesi hazırlamayı unutma!-orda kayboluyorsun sonra-
birazdan mona lisa smile, o filmde mi baileys ikram etmişlerdi?
summer love -jt
ama daha şirini:http://www.youtube.com/watch?v=6dprQVQ3wOU

cote d'or


pizza, şarap, kestane şekeri, peynir, fotoğraf, dünya, atlas, şehirler, kültürler ve hikayeler..ve tabiki müzik.
köprüden geçerken "pişman mıyım asla/güzelleştim yasla" ya da "ay bile çeker gider geceyi düşündün mü" bunların devamında "yerden yere vurdun beni felek"
doğum günü çocuğu olmanın güzelliği.
heyecan.
teşekkürler:)

Thursday, February 07, 2008

tuhaf şeyler-cam kırıkları-

Son günlerde dönüp dolaşan eski hikayeler, anılar. Nerden çıktı bilmiyorum ama çok fazla eski hikaye.
"Often to create the biggest changes we have to create room first to let it in."
Susan M. böyle demiş.
Bugün Alev'e uğradım: taşlar, muhabbet. Yeni tılsımlar.
sihirli çemberler, mutlu haberler.
"keşke ne kadar hassas olduğunu fark etseydim"
Şimdi bile fark etmiş olmak yeter belki;)
eski gözyaşları cam kırıklarıyla karıştı.!
mutlu
+

Wednesday, January 30, 2008

rio karnavalı başlamış.
prosecco:)evet evet hayallerden biriydi.
Duygusal bir gün:bir kar yağdı, bir güneş açtı. Duygudurum bozukluğu yaşıyor olabilir mi havalar?
İşte doğumgünü kısmına gelirsek:doğum günün kutlu olsun dilekleri, güzel komik bir öğle yemeği, vişneli çikolatalı doğum günü pastası, şirin telefon görüşmeleri, çikolatalar, kestane şekerleri, öpücükler. Akşam planları neler?? Kesinlikle Avrupa yakası izlemek, ya da yatmak uyumak rüyalar alemine.
daha yazarım.
yarım kalan cümlelere!!

bir şarkı:)

1969 yılından, seslendiren Blood Sweat & Tears
çok teşekkürler!!!!

I've lost and loved before
Got mad and closed the door
But you said: "Try just once more"

I chose you for the one
Now I'm havin' so much fun
You treated me so kind
I'm about to lose my mind

You've made me so very happy
I'm so glad you came into my life

The others were untrue
But when it came to lovin' you
I'd spend my whole life with you

'Cause you came and you took control
You touched my very soul
You always showed me that
Lovin' you is where it's at

You've made me so very happy
I'm so glad you came into my life

Yeaheaheah

I love you so much it seems
You're even in my dreams
I can hear
Babe, I can hear you calling me

I'm so in love with you
All I ever want to do is
Thank you, baby
Thank you, baby

You've made me so very happy
I'm so glad you came into my life

You've made me so very happy
You've made me so, so very happy, baby
I'm so glad you came into my life

Mmm, I wanna thank you, girl
Every day of my life
I wanna thank you

You made me so very happy
Oh, I wanna spend my life with you
Thank you, baby
Thank you

Thank you, baby
Thank you

Tuesday, January 22, 2008


üzüntü ve muz kabuğu sözünü hatırlıyorum ama çizgi filmden emin değilim. Maymun mu vardı acaba?
Seyahat hayalleri: uçsuz bucaksız.
++
fındık.güzel kaseler.nazar.cezayir.yaralar.loca.kirlilik.1001binbir.kum.parlak.aydınlatma.turuncu.soru işareti.

Monday, January 21, 2008

oli est parti.

shantel!
dans et, mutlu ol!müziği duyduğun an neşe akmaya başlıyor
nokia reklamlarındaki çarpık gülüşlü çocuk oldum ben.
dünya haritası, farklı rotalar.

Wednesday, January 16, 2008

erken doğum günü kutlaması:)
kaç kişiydik ocak ayı çocukları:)
bugün keyifli bir gündü!
fotoğraf koyamıyorum ama anlayamadım neden!

Sunday, January 13, 2008

http://www.youtube.com/watch?v=CqRAwzcQrpE
çok severdim, hala da çok seviyorum:) Sonuna kadar sesini aç ve danset!

Saturday, January 12, 2008

9 papatya+ ballı totemli kupa


"paris'te 2 gün" komik bir sinemada, başka amaçla gelmiş iki çift eşliğinde. Film güzeldi, bir daha izlemek isterim ama evde:)
Sonrasında köşedeki mavi dükkanda yemek, ve kitaplar-portobello cadısı- farklı, Coelho gibi. daha üzerine konuşmak istemiyorum.
Hazırlamam gereken bir anı sayfası var, sonrasında fotoğraflar:))
İyileşme çalışmaları: bitki: bitki çayları!!
"nine" başlamış bile.
Sürekli boğazım kuruyor, bu hastalık virüsleri pek bir saldırgan.
yeni kararlar, uçuk fikirler, hep gülümse ama hep!!!

Wednesday, January 09, 2008

chacun son cinema

cnbc-e de birazdan..
salep eşliğinde, zencefilli ve tarçınlı:)

Tuesday, January 08, 2008

egg


güzel bir günü hatırlarsan iyi gelir, sakinleşirsin biraz dedi.
O gün tabiki "aşk efsaneleriydi" o günün en önemli anlarından birinden bir kare:)
Bunu düşürnürken gelen günün evrenin notu:

"How about I share a little secret with you, Gozde, in exchange for an even wider smile than you're now wearing??

OK? Deal! Here goes... There's someone in the world today, right now in time and space, who you've yet to even meet, who will, before long, fall very, very in love with you.
You decide what kind of love -
The Universe"

komik!

bazen böyle hissediyor insan. Daha ikinci hafta ve vefat haberleri..
zor, anlaşılması güç.
hayat işte.

Friday, January 04, 2008

öğleden sonra "my love" JT, komşunun bilgisayarından yükseldi.
uykum var desem doğru olmaz tabiki, ama yorgunum, fiziksel.
Bir sürü tarif.-biz yoksa beraber bakmıyor muyuz?-:)
tatlı tostları hatırlamak muhteşem bir duygu:)
tart tatin denesek mi?

Thursday, January 03, 2008

o o o o o o o

yeni yıl, yeni hafta, yeni yılın yeni başka bir şeyi..
salep: zencefilli ve tarçınlı. Sanki yatmadan önce bir anahtar, rüyalara açılan kapıda.
onun emaillerini çok özledim.
onun yorumlarını çok özledim.
onunla yemek yemeyi çok özledim.
onunla şarap içmeyi, müzik dinlemeyi, film paylaşmayı ve tabiki babylon'a gitmeyi çok özledim.
onunla sahilde yürümeyi özledim.
onunla yoga yapmayı özledim.
onunla o pazar günleri olan korkunç dersi(!) özledim.
onunla kahve içmeyi özledim.
onunla çalışmayı özledim.
onun için koşturmayı özledim.
onunla elma yemeyi, sağlıklı beslenmeyi özledim.
Onun müziklerini indirmeyi özledim.
ne kadar çok O var, ama hangisi kim..Önemi var mı heosi kalbimde, bende, ruhumda olduktan sonra:)

Wednesday, January 02, 2008

Hüseyin Bahri Alptekin vefat etmiş. Allah yakınlarına, sevenlerine sabır versin.
anlamlarsa buralarda saklı: http://resmigorus.blogspot.com/
http://www.radikal.com.tr/haber.php?haberno=243254

Tuesday, January 01, 2008

*

mutlu yıllar!
2008
Kenan Doğulu+JT *aaaaaaaaa!*
sınır tanımayan hayallere:)
Eve geldiğimde bir şişe şarap ve dört kadeh vardı, hazırda bekleyen o nazik, ince hediye! Kalecik karası ve Gamay üzümleri:karasalkım.
Pembe çanta!!