Monday, June 09, 2008

yeni

Erken uyanıyorum. Bugün tahminimden de erken uyandım. Sabahları, güneşi, parlaklığı, kahve kokusunu, hazırlanmayı, saate bakmayı seviyorum.
Bir de güzel emailler bulmayı.
Hala ne giyeceğime karar vermedim, toplantılarımdan haberim yok.
ama çok güzel bir hafta başlıyor: sürpriz!

Thursday, June 05, 2008

the son of an insurance company manager*


Küçüktüm, okul öncesi yaşlarda. Mutfakta oynamayı severdim, hala da severim. Buzdolabını her açışımda fark ettiğim mavili, farklı şişe. Serin, pudramsı, temiz ve net kokulu. Kimin olduğunu, ne olduğunu anlamamsa çok sonra.
Lisede çok şık bir fizik öğretmeni: büyüleyici bir parfüme sahip, parfümün adıysa:champagne.
YSL.
O da gitti.
"O da bir dilekte bulundu. Sessizce. Ve dileğini söylerken bu denli uzak ve yitik anıları düşünmenin verdiği hüzünden kurtuldu; ona acı veren her şey yuvarlanıp gitti" Herman Hesse-Masallar

*YSL on wiki

kına, cote d'or ve diğer şeyler


Beril'in kınası bitti, sıra düğünde. Sonra "bir yastıkta kocasınlar":)
telefon titrer:-napıyoosun tatlım? hala üzgün müsün?
-yooo, blog yazıyorum. Sen neden mavi, açık mavi bir tişört giyersin iş günü?
-mmm, bilmem, temiz ve saf gözükmek için?
-sanmam.
-yine mi aynı muhabbet?
-aslında değil, biliyorsun son zamanlar eşsiz bir olgunlaşma/büyüme dönemi.
-hala mı ordasın?
-hayır, bir daha rüyasında olmayacağımı öğrendim, anladım, tekrar keşfettim, özümsedim vs. Ve ayağa kalkıp yürüyorum, gidiyorum.
-kahve içelim mi?
-biliyorsun 3 kahve sınırı var:)
-hepsini harcadın mı bugün?
-evet, toplantı-toplantı
-bu çalanı(pearl jam alive ) gönder bana
-neden olmasın, Laaaaaalalalalalalal
-konserler?
-gitmiceğim, özelliklerini kaybetti.

ve hala devam eden bir konuşma.
Şimdi: her birimiz farklıyız. Ortak noktalar var buluşup, keyfini çıkartalım diye. Her zaman bu yolu seçmiyoruz, savaş daha çok hoşumuza gidiyor(hırsla ilgili belki?)
Şu anda durduğum yerden herşey daha iyi gözüküyor, üzdüklerim için özür dilerim, atmam gereken bir adım varki buna hazırım: (çok ruhani/mistik olucak ama) hayatın hediyelerine hoşgeldin!!!!

Wednesday, June 04, 2008

kısa kısa

granola:)
ne zamandı? sanki bahardı, sunum şekli de güzeldi.
bu sabah: granola+yoğurt+kv bir sürü toplantı/rapor öncesi
akşamsa kına:)

Tuesday, June 03, 2008

rüya

"ya seni rüyasında bir daha hiç görmezse?"*

*Sevim Burak

Evet, ya beni rüyasında bir daha hiç görmezse, ya da ben onu rüyamda bir daha hiç

görmezsem?

Monday, June 02, 2008

haber?


herşey çok hızlı olup bitiyor, ben yetişemiyorum, buraya yazmaya yetiştirmek ayrı, apayrı bir "şey".
+arkadaş+
bugün yepyeni bir hayat başladı.
Deniz kenarında çekilmiş bir fotoğraf, belki öncesinde bir kaç kelimenin tetiklediği bir seri gibi: ve ayakkabılar arasında kaybolmuşken onu gördüm. O da beni:)
ta: biliyorum kızıyorsun, senin planlarını bozuyor ama hayat böyle. Ve o köprü..bunu karşılıklı konuşalım:)
thesaint: sevgili şövalyem..emaillerin olucak ama artık gelmiş olmalısın galiba:)
a!: nolur dön artık! ama sana bağlı değil biliyorum ama hani bitsin, hayırlısıyla.
küçücük bir ipucu:resim dışında...yok belki sonra:)
çok heyecanlıyım, ne yapacağımı bilemiyorum, elim ayağıma dolaşıyor.
sizdeki haberler neler?