Thursday, June 05, 2008

kına, cote d'or ve diğer şeyler


Beril'in kınası bitti, sıra düğünde. Sonra "bir yastıkta kocasınlar":)
telefon titrer:-napıyoosun tatlım? hala üzgün müsün?
-yooo, blog yazıyorum. Sen neden mavi, açık mavi bir tişört giyersin iş günü?
-mmm, bilmem, temiz ve saf gözükmek için?
-sanmam.
-yine mi aynı muhabbet?
-aslında değil, biliyorsun son zamanlar eşsiz bir olgunlaşma/büyüme dönemi.
-hala mı ordasın?
-hayır, bir daha rüyasında olmayacağımı öğrendim, anladım, tekrar keşfettim, özümsedim vs. Ve ayağa kalkıp yürüyorum, gidiyorum.
-kahve içelim mi?
-biliyorsun 3 kahve sınırı var:)
-hepsini harcadın mı bugün?
-evet, toplantı-toplantı
-bu çalanı(pearl jam alive ) gönder bana
-neden olmasın, Laaaaaalalalalalalal
-konserler?
-gitmiceğim, özelliklerini kaybetti.

ve hala devam eden bir konuşma.
Şimdi: her birimiz farklıyız. Ortak noktalar var buluşup, keyfini çıkartalım diye. Her zaman bu yolu seçmiyoruz, savaş daha çok hoşumuza gidiyor(hırsla ilgili belki?)
Şu anda durduğum yerden herşey daha iyi gözüküyor, üzdüklerim için özür dilerim, atmam gereken bir adım varki buna hazırım: (çok ruhani/mistik olucak ama) hayatın hediyelerine hoşgeldin!!!!

No comments: