Wednesday, July 30, 2008

p.s. I love you

Daha yarısındayım, ama gözlerim şişti bile, ağlamaktan gülmekten.
tüm eksik kalanlara: verilmemiş öpücüklere, eksik sarılmalara, söylenememiş sözcüklere.
bir çay alsam iyi olur sanki!:)
Göktürk iyiki getirmiş bu filmi.
:)
3 hafta sonra geri gelicek, ama 3 hafta nasıl bir serüven olucak?:)

Tuesday, July 29, 2008

murathan mungan

Mika ararken, bu şiiri buldum ve çarpıldım:
"gökyüzünde yapıştırma bir yıldız
şimşekler ormanında
bir tek yıldırım
selofan yağmurlardan sonra
yine patinaj
çekimine girdiğimiz
manyetik alan
dağılıyor elyaf ve aşk
sezon değişiyor
parabolik aynalarda
başka bir set kuruluyor
yepyeni bir dizayn
işıl ışıl göz alıyor megastar mikalar
klip hızında karton film derinliğinde
bir marka gibi yaşanıyor aşklar
merkezi sistem yönetiyor ayrılıkları, açıklamaları
acı yok. can yakmıyor tuzla buz olsa da
dağılmış mika parçaları

kesin çözüm
acele servis
buyrun, siz ne arzu etmiştiniz? "

yeşil mavi

saçlar kestirilmiş gözler ortaya çıkmış. Portekizce yakışıklı nasıl denir:)
Portugal 7 diye bir tişört kestirdim gözüme.
Bugünkü kravat. Ama kravata "jolie" denmezki ya:( Nerde benim aklım?
bulduğum internet sözlüğüne göre belo ama bu seni ifade etmez.
Evet yarın ne renk gömlek olur: a- beyaz b- mavi c- mavili kahverengi çizgili olan
27sine.
Bu haftanın stresini nasıl atlatırız?
Mika Garce Kelly?
yarın sabah 7:30da dans etmeye
ben kahveleri getiririm:)

Do I attract you?
Do I repulse you with my queasy smile?
Am I too dirty?
Am I too flirty?
Do I like what you like?

Sunday, July 27, 2008

yerdeniz

Kadim lisan, yerdeniz, ilk kitap derken, ilk kitabı kardeşime vermiş olduğumu fark ettim.
Dün gece dilediğim kadim lisandandı sanki ve bugün gerçekleşti.
Ve o eski oyun, ama hangi kitabı bana sen vermiştin? Galiba Atuan mezarları.
Önce senin yöntemin, herhangi bir sayfa aç, gözüne ilk takılanı yaz:
"Bana görülmeyi değer bulduğun birşeyi göster. Herhangi bir şey!"
Sonra benim yöntemim: sf 17
"Sen bunu biliyorsun küçüğüm."
yolculuğa, serüvene hazır mısın?

Saturday, July 26, 2008

güneşin öptüğü günler


Hayat çok çabuk değişiyor. Ve o kadar kısaki.
Bjork'e çok az kaldı!!
yeni umutlar, planlar ve hayaller.
yine de + mı bakmalıyım?

Sunday, July 20, 2008

hoşçakal, merhaba, hoşçakal, merhaba..


midem bulanıyor, başım ağrıyor: sebebiyse aklımıza ilk gelen şey değil tabiki.
İki tane email yazıyorum, bir türlü bitmiyor. O kadar çok şey varki. Bu bulantıyla biraz zor.
Veda edememek, önemli bir haberi verememek hüzünlü. Hem de çok. Ama en azından denedim.
Yeni haberler var aslında, değişiklikler ama yavaş yavaş
Yepyeni bir serüven bu
sevgiyle

Sunday, July 13, 2008

karanlık gecelerimin yıldızı sensin
hep beni bekletir, hep söyletirsin
...
yıldızlar da kayar durmaz yerinde

Sunday, July 06, 2008

sophie calle


daha fazlası için: http://www.galerieperrotin.com/artiste-Sophie_Calle-18.html

Thursday, July 03, 2008

kritik anlar, ışık ve heyecan

herşeyden önce denizi bu kadar seviyor olman!
yanık/bronz tenin, burnun. O tatlı sigarayı içerken dalıp gitmen. Kendini fotoğraflarına adaman, her karenin hakkını vermen. Sevimli ama cool gülmen. İlk çekimde senin dilinde, benim aklımda kalan kelimeler, cümleler. O andan kaçarak uzaklaşıp, tekrar karşılaşmak.:)
Sensizlikte bileğimi burktum, acı. Gözlerim bile doluyordu bazen. Evet renkli bandaj bile yoktu. Parmaklarını elimin üzerinde gezdirmen, ve benim "tepegözdeki en güzel an slayt geçişi" gibi komik bir cümle sarf etmem. "neden?" "çünkü heyecan verici"
senin fotoğğraflarına bakmak, senin beğenmediklerini sana sevdirmek?
parmaklarımın küçük sevimli öpücüklerle canlanması, ama hala el figürlerini yapamam gibi. "daha çok öpücük o zaman" gökyüzündeki mavilik ve denizin büyüsü ve serinliğinin birleştiği yersin sen.
"kırmızı ojelerin, buğulu gözlerin" kritik anlar.
eski tozlu mekanlarda aynı anda burnumuzun tıkanması ve gülmekten hapşıramamak, hem gülüp hem hapşırmak.
Yollar farklı bebeğim deyip sigarandan bir nefes daha çekmen. heykellerin önünde buluşuruz.
bundan sonra adaya.