Sunday, August 31, 2008

unwritten-natasha bedingfield


/I am unwritten,/Can't read my mind/I'm undefined/I'm just beginning/The pen's in my hand/Ending unplanned
Staring at the blank page before you/Open up the dirty window/Let the sun illuminate the words/That you could not find/Reaching for something in the distance/So close you can almost taste it/Release your inhibitions
Feel the rain on your skin
/No one else can feel it for you/Only you can let it in/No one else, no one else/Can speak the words on your lips/Drench yourself in words unspoken/Live your life with arms wide open/Today is where your book begins/The rest is still unwritten, yeah
I break tradition
Sometimes my tries
Are outside the lines,
We've been conditioned
To not make mistakes
But I can't live that way

Staring at the blank page before you
Open up the dirty window
Let the sun illuminate the words
That you could not find
Reaching for something in the distance
So close you can almost taste it
Release your inhibitions

Feel the rain on your skin
No one else can feel it for you
Only you can let it in
No one else, no one else
Can speak the words on your lips
Drench yourself in words unspoken
Live you life with arms wide open
Today is where your book begins

The rest is still unwritten

The rest is still unwritten

Thursday, August 28, 2008

pudra durumları


:) asansörde, kahve içmeye giderken. Ben sana olan biteni anlatmaya çalışırken o kadar şirin gülmesi, devamında yol vermesi.
Orda kaç mağaza olabilirki onun bulunabileceği?
Daha çok kahve içelim.
Pudra nasıl hediye edilir?:P

Tuesday, August 26, 2008

note from universe

For whomever you love, Gozde, you are their special helper.
For whomever loves you, is my special helper.

And whoever loves themselves, Gozde, lifts the entire world higher.

Isn't that special?
The Universe

Sunday, August 24, 2008

because I said so

Yatıp uyumam gerekirken hala sana laf yetiştiriyorum. Blueberry nights her zamanki gibi akıp gidiyor bir taraftan
Yarın yoga.yeni etek.yeni kahve.küpeler.fotoğraf makinesi.heyecan.elmalar.:)
Into the wild. hala anlaşamıyoruz film üzerinde, verdiklerinde.
Biraz kitap okuyup, rüyalara doğru gitsem?
Email hayallerim yarına kalsa.
Bugün kardeşimi uğurlarken benim sweet home alabama olduğunu sandığım şarkı çalıyordu. i-pod düzenlemesi.
Hangi gömlekle güzel olur? Gri gömlek olabilir, ama beyaz çok yakışıyor sana:)
Lavanta.

ordan burdan

Kafam karışık.
Olasılıksız'ı okudum bitti, üzerinde konuşmalıyız. Kitaptan çok..bakalım.
Yarın Into the wild'ı izlemeyi düşünüyorum. Diğer gün iş varsa izlemeyin diyorlar, bu gece mi izlesem?
2 tane blog var. Blog listeme ekleyeceğim.
Bugüne dönersek:
+sabah sürprizi, a! senle konuşmak muhteşemdi, kısacıkta olsa. Tamam, aklımdaki herşeyi emaile de yazıcam, bu sefer emaili okuyamamış olman benim göndermemem değil, uzun olması olucak:)
+özge ile kahve, bordakal.
+Gökçe ile kahve.:) Bol bol deniz kabuğu, yok yok bol bol fotoğraf lütfen:)
ve eve dönünce...Bora'nın gönderdiği muhteşem taş ev çizimleri. Yarın gelicek misin? Misi'de şenlik varmış.
şimdi yeni kitap Zahir. Deniz otobüsünde şu satırları görmüştüm annem okurken:
"eğer o beni terk ederse, bunu hiç beklemeden yapacak ve geri dönmesini sağlayabilecek tüm köprüleri de yakacak. Ne demek istediğini soruyorum. Başka bir sevgili bulacağını ve aşık olacağını söylüyor." sf 36
Simyacı güzel bir masaldı. Veronika ölmek istiyor benim için ilham perisiydi. O çizimleri bulursam eklerim buraya.
Büyümek/olgunlaşmak çok ilginç bir durum. Farklı bir hal.
Lavanta kokusuna, lavantaya takılmış durumdayım. Lavantalı limonata der bordie, ben muffin düşünüyordun ya da çikolata.
Elmalar var. ne yapsak onlarla? Tarte tatin denesem mi? Yoksa havalar soğumalı mı?
çivit mavi ve beyaz tasarımlarının arasına morla yazı yazmama izin verdiğin için teşekkürler.Biraz deniz, biraz uyku.
-mp, gece gece mesaj attım, özür dilerim ama deniz anası..nasıldı o aydınlatma?:)
"back to work" "back to school" gibi değerlendirilebilir mi? Bu sene ikisinden de biraz var, bi de tatil olmayınca.
Düğüne çok az kaldı!!!

Wednesday, August 20, 2008

manifest destiny!


Piero Golia
Manifest Destiny, 2008
Eight stunt mattresses
Dimensions variable
Photo: Bay Area Photography
SITE Santa Fe Commission
All Rights Reserved

Tuesday, August 19, 2008

herşey mümkün!

Sweeney Todd yarım kaldı.
Yarın sabah yoga yapmak istiyorum!!
Kafamda bir sürü parti, aktivite fikri var.
birşeyler okuyup uyusam?:)

Monday, August 18, 2008

elma


Elma burda başladı. Duvardan zor çıkmıştı, kurşun kalem olmasına rağmen.
apple+pause.
başlangıçlara.
nouvelle vague dinle ve kutla.
Yarın: pazara gidelim!

be lost in me*

11'e 7 varken telefon-cep- çalar. Garip bir numara.
-Bu şarkıyı hatırladın mı?
-Evet, galiba. Geçen ayda dinletmiştin bana.
-Fotoğrafı aldın mı? Bana cevap vermedin çünkü.
-Aldım, cevap vermedim, cevap verme demişsin.
-Açılışa gelmediğim için özür dilerim.
-Sorun değil N., üzerinden uzun zaman geçti.
-Büyünce ne olcağına karar verdin mi?
-Evet, ilham perisi.

*bir şiirden:)

benim güzel nouvelle vague şarkım:)

moving forward using all my breath/making love to you was never second best/i saw the world thrashing all around your face/never really knowing it was always mesh and lace
i'll stop the world and melt with you
you've seen the difference and it's getting better all the time
there's nothing you and i won't do
i'll stop the world and melt with you
(you should know better?)
dream of better lives the kind which never hate
(you should see why)
dropped in the state of imaginary grace
(you should know better?)
i made a pilgrimage to save this humans race
(you should see why)
what i'm comprehending a race that long gone bye
(i'll stop the world)
i'll stop the world and melt with you
(i'll stop the world)
you've seen the difference and it's getting better all the time
(let's stop the world)
there's nothing you and i won't do
(let's stop the world)
i'll stop the world and melt with you
the future's open wide

17.mor.siyah yüzük


Gün boyu yüzüğümü aradım, çıkarmıştım dün. Başucumda duruyor, takmadım. Ama gün boyu eklikliğini hissettim. Geçmiş-bugün-gelecek arasında gidip gelirken, hayaller ve rüyalarda.
Wicked park izlenecek:) Olasılıksızlık okunacak:) Çok liste yapasım var bu aralar.
Taş ev üzerine gidip geliyoruz tüm emaillerde. Bambaşka bir dünyaymış gerçektende. Bordieee, Gökçeada senin adanmış, öyle yazıyor bir yerde, rüzgar tanrısının adası diye.
Çok sıcaklar geliyor.
Sakız ağacı.:)
Okumaya ve yazmaya devam:)
tatlı rüyalar!

Friday, August 15, 2008

ist yolu öncesi

Gökçeada hakkında daha çok bilgi istiyorum. En azından bir harita, bisiklet kiralanabilir mi gibi sorulara cevaplar. Heyecan yapmadan beklesem mi?:)
Bali.Büyülendim. Kitabın son bölümündeki sayfalara, hiç aklıma gelmicek bir yeri hayallerime soktu.
fotoğraf makinemi almayı unutmazsam iyi olur-msj için çok teşekkürler-
Bozcaada da yakın.
Haftaya arkadaşlarım geliyor.
Bu kadar heyecan fazla!!!!
çok güzel bir cuma olsun:)

Wednesday, August 13, 2008

Botswana


photo by google search

Hayallerimdeki yer. Falımda da çıktı. Filler!

Tuesday, August 12, 2008

öğle yemeği

çin yemeği (çin makarnası, noodle desem?, hayır olmaz) ve krem karamel
ikisini böyle yazınca garip geldi.
kısacıkta olsa sen. Yeşil mimariden, haberlerden biraz uzakta. Benle.
Otel arayışımızla çok dalga geçtin:"boşa çırpınıyorsun"
cuma istanbul?
prosecco!çilek. incir ve biberiye? sende mi:)
sadece kahve eksik kaldı:)

Monday, August 11, 2008

boreas

Yunan mitolojisine daldım. Sen "okumalarda" kaybolunca:)
Boreas! Bu sensin. Poyraz!!
Aslında bugün Özge ile daha farklı bir yorum yaptık: portakallı beyaz çikolata.
Uyuyabilir miyim lütfen?
Rüzgarları, dalgaları, denizi öğreneceğim. Kanatları da varmış, şafak'ın oğlunun.

boreas, just a cold wind?

portakallı bitter çikolata

Başlangıca dönelim: gece, düğün sonrası. Arabesk şarkılar arasında benle aynı şarkıyı mırıldanıyorsun. "şaşırdım"
Nefes almak için dışarıya kaçınca, ordasın, yan taraftaki müziğe dalmış gibi yapıyorsun. "high out"
Peçete uzatılıyor önüme, hangi şarkıyı yazsam derken, telefon numarası. Artık gitme vakti.
Bir sonraki gün: güneş kremi arayışındayım. Sıkıcı, bunaltıcı bir telefon konuşması eşliğinde, bu şehirde alakasız bir noktada senle karşılaşmak, hatta çarpışmak.
-kahve içelim mi?
-vaktim yok.
-o zaman?
-yine karşılaşırız.
Hafta içi: telefona mesaj gelir: kahve?
neden olmasın, uzun uzun konuşulurken iki fincan kahve. Onlar bile yarım kaldı konuşmaktan.
Hatta yapılan çizimlerden. Kimi tekrar yorumlasak, yoksa kendimiz mi yaratsak. Alaçatı mı kesinlikle ekimde. Yaşasın dalgalar.
küçük bir mesaj daha, pazartesi sabahına: "olympos dağı ahalisinden, güneşin torunu, rüzgar tanrısının kuzeni öğle yemeğinde buluşmak ister, belki biraz yağmur getirirsin yanında"
aslında daha anlatılacak çok şey var ama..

Sunday, August 10, 2008

yoga ve..

Devamında bir ileri yoga dersi. Huzur ve mutlulukla alınan duş. Çilekli yoğurt eşliğinde Candan Turhan'ın yazısı(nisan ayı harpers bazaar)
Yemek/mutfak üzerine biraz daha düşeceğim, olasılıklara bakıyorum.
Dün: tasarım kentleri, o güzel çanta. Fotoğraflar yarın sabaha.
"kaprisler tanrıçası"na dönelim
su!

KOŞ!

http://nikeplus.nike.com/nikeplus/humanrace/index.jsp
hala geç kalmadın. Antremanlara bir an önce başla!!!
Koş!

Wednesday, August 06, 2008

blueberry nigts:devam


ve sonunda tadına da baktık!
yarın için kararsızım biraz.

Monday, August 04, 2008


+applepause+

kahire

Uzun zamandır aklımdaki şehir. Senle tanıştığımdaki en güzel işaretlerden biriydi. Şimdi tek isteğim sesini duymak, konuşmak ve konuşmak. Hayalgücü. Kahve falı: hanene ay doğacak.
Ama hüzün de var, nereden geldiğini bilmediğim emin olamadığım. Küçücük bir olumsuzluk eki bile gözyaşlarıma sebep oluyor.
sorun benim

Blueberry nights ı izlediğimde böyle bir şey var mı diye düşündüm, film üzerine notlar aldım, birşeyler yaptım.
Şimdi, blueberry nights a dönersek:
-Onsuz yaşayamayacağını düşünüyorsan bir insana nasıl veda edersin?
-beni tanımla/beni anlat/başkalarına bıraktığımız izler-bunun üzerine çok fazla düşünürüm aslında, bendeki izlerden yola çıkarak-
-Beni nasıl hatırlıyorsun?
-Bağımlılığını kırmak için başka birşeye odaklanıyorsun. ????
-Yanlış yerlere bakmışsındır ya da fazla duygusalsındır.
-Bazen anahtarlar sende olsa bile o kapılar açılmaz, kapılar açılsa bile aradığın kişi orda olmaz.